CRI TÜRK | “Seçmenin yüzde 51’i kadınlardan oluşuyorsa değişimi yaratma gücüne de sahibiz”

Picture of Kadın Adayları Destekleme Derneği

Kadın Adayları Destekleme Derneği

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER) Başkanı Nuray Karaoğlu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Karaoğlu, kadın hakları konusundaki gelişmeleri değerlendirdi.

Tüm kadınların “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nü kutlayan Nuray Karaoğlu, birçok toplumda cinsiyet eşitsizliğinin görüldüğünü kaydetti.

“EŞİTSİZLİKLERİN SESİ OLMALIYIZ”

Dünyada kadın ve erkeğe bakışta hâlâ farklılıklar olduğunu ifade eden Karaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Erkekler ağlamazdan, kız çocukları arabalarla oynamazdan şiddetin meşrulaştırılmasına kadar giden bir yol çiziliyor. Erkeklerin ‘sevdiği için şiddet uyguluyor’ yalanı tüm topluma mâl ediliyor. Hatta bu kadınlarda dahi ‘sevdiği için vurdu’ diye adlandırılabiliyor. Cinsiyet eşitsizliğinin en önemli olgusu, kadına yönelik şiddet. Bu şiddetin önüne geçmek için birçok önlem almak gerekiyor. En başında okul öncesi eğitimde ‘toplumsal cinsiyet eşitliği nedir, nasıl olmalıdır?’ diye anlatmak lazım. Okul öncesinden başlayıp, okul döneminde ve üniversitelerde öğretip bunun pekişmesini sağlamak gerekiyor. Üniversitelerde kadın-erkek eşitliği araştırma grupları kuruluyordu, bu gruplar uzunca bir süredir kaldırıldı. Bu komisyonlar ciddi araştırmalar yapıp, tedbirler alıyorlardı. Ancak ülkenin geldiği bu noktada toplumun kutuplaştırılmasının yanı sıra kadınlar ve erkeklerde belirli yerlere hapsedildi. Gittikçe kadını ev içinde konumlandırarak kadının neredeyse kaderine razı bir hale gelmesine neden olmaktadır.

“OY VERME GÜCÜMÜZÜN FARKINA VARMALIYIZ”

KA-DER deyince akla seçme ve atama yoluyla gelinen her türlü karar alma mekanizmasında kadın sayısını artırmak ve eşitlemek geliyor. KA-DER, 1997 yılından beri kadın-erkek eşitliği konusunda çalışıyor.

Siyasette alınan kararlar toplumda değişime neden olmaktadır. Siyasilerin amacı kadın-erkek eşitliği konusunda çalışmak olmalı. Şiddet deyince fiziksel şiddetten bahsediyoruz, cinsel şiddetten bahsediyoruz, ısrarlı takip var. Israrlı takip istenmediği halde hediye göndermekten başlar, güvenliğinden endişe duymasına kadar uzar. Dijital şiddet var. Son şiddet alanı da flört şiddetidir. Herhangi bir evlilik birlikteliği olmaksızın bir kişinin size karşı cinsel-psikolojik-ekonomik-fiziksel şiddet içeren davranışlarda topyekûn bulunmasıdır. Bu kadını etkisizleştirmeye kadar ilerler.

KA-DER, 25 yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kadın sayısını artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürmekte. Kadınlar siyasette azınlıktayız ama ülkenin yarısıyız. Ülkeyi yeniden inşa etmek zorundayız. Seçmen sayısının yüzde 51’i kadınlardan oluşuyorsa o takdirde değişimi yaratmak adına çaba göstermesi gerekmektedir. Bunun için de oy kullanma hakkı gibi önemli bir güce sahibiz. Biz yüzde 51’e sahipsek o zaman değişimi yaratma gücüne de sahibiz, diyoruz.

Yaşamda karşılaştığımız eşitsizliklerin sesi olup, aday olan kadınları kendi siyasi görüşümüz çerçevesinde destekleyerek, onlara oy vererek onların seçilmesini sağlamalıyız. 600 sandalyeden oluşan milletvekillerinin yalnızca 102 tanesi kadınken geride kalan erkekler ‘buyurun siz oturun’ diye koltuklarını teslim etmeyecekler. O yüzden mücadelemize devam etmeliyiz. Oy verme gücümüzün farkına varmalıyız.”

Kaynak: criturk.com

 

İlgili

Yazılar